Ana içeriğe atla

Kayıtlar

komm süßer Tod

gel, tatlı ölüm, gel her geçen gün sana daha da yaklaşmış olmanın mutluluğu içerisindeyim, gel sonsuz güzelliğine ebedî huzuruna zamansızlığına, acımasızlığına açtığın şefkat dolu kollarına hayranım vuslatımız uzaktır belki ama derin bir sadakatle beni beklersin, bilirim o gün de gelecek gel, tatlı ölüm, gel her geçen gün sana daha da yaklaşmış olmanın mutluluğu içerisindeyim, gel

Hasbihâl

11.09.17 21.12 G: Eski yazı falan varsa atabilirsin yine A: Var da giriş cümlelerinden sonrası yok ve ilerlemiyor zaten ilerleyemez bilirsin o modu yakalamak gerekiyor devam ettirince ortaya heterojen bir yazı çıkıyor. G: Müsveddeye benzer şeyler olabilir yine de lakin tercih sizin. Ben bir daha öyle bir şey atmam açıkçası :D A: Haksızlık ediyorsunuz yazınıza kanımca. O, o zamanki GKK'nın ürünüydü. Her ne kadar düzen müptelası olsak da düzensizlik de var kitabımızda :D G: Mamafih yazı bütünlüğü her şeyden önemlidir, aksi takdirde cümle kalabalığından öteye geçemez A: Bağlantıyı kurmak okuyucuya kalıyor hatta bağlantı kurması gerekmiyor çünkü yazının bir ahengi var. A: Şiirsel bir biçimde okunabilir. G: Sanat şahsidir lakin hedef aldığı kitleye kendini isabetli takdim etmesi gerekir A: Buradaki temel sorun sanatın ne için olduğu o zaman bu noktaya varıyoruz. Sanat şahsi midir değil midir? G: Sanatın şahsi olduğunu kabul ediyorum ben zaten mesele doğru akta...

Değer

"Hayat ne kadar boş değil mi?" "Bu sözü sizden duymak istemezdim aziz dostum." "Lakin hakikat böyle, üstelik ayan beyan ortada. Kendimize uydurduğumuz uğraşları ve küçük meseleleri büyüte büyüte feci ve devasa sorunlar hâline getiren mücrim yine bizleriz. Tamamı bu fuzuli sorunlarla geçen bir hayat boş değildir de nedir?" "Yüzeysel baktığınızda karşılaşacağınız manzara budur, kabul. Mamafih bu fuzuli sorunlarla uğraşın getirdiği kazanımları nereye koymalı? Bu fuzuli sorunlardır ki bizlere medeniyeti, bilimi, aşkı, sanatı ve kuşkusuz saadeti getirdi. Şahsi fikrimi sorarsanız bunlar fuzuli bir sorun için fazlasıyla değerli kazanımlardır." "Haklılık payınızı vermekle beraber bir itirazım da mevcut. Hayatın getirdiği badireler bahsettiğiniz kazanımlara nazaran misliyle fazladır." "Muhakkak. Lakin siz söyleyin üstadım, iki-üç mutluluk kırıntısı için bu badireler çekilmeye değmez mi?" "Gayet tabii değer cancağızım. Hay...

Bilmezsin

İmkânsızı düşlerim ben, bilir misin? Olmayacak olanı. Belki de ölene dek, belki de sonsuzluğa kadar. Yeterlidir o gözlere bakabilmek, bilir misin? Bakmayacak, görmeyecek olan gözlere. Donuk ve keskin, pek hayat dolu, acımasız, delici. Mecburum sevmeye, mecburum gözlemeye, bilir misin? Asla bilmeyecek olanı. Bilemeyecek, öğrenemeyecek, fark edemeyecek. Ama ne kadar da hoştur, bilir misin? Sadece düşleyebilmek, sadece bakabilmek, ve de sevebilmek. Gözlerim aziz okuyucu, gözlerim.

Sınırlar ve İndivüdü

Bir ağıla doldurulmuş insan sürüsü. Ayırmak mümkün değil, zira hepsi aynı. Aynı görünüş, aynı düşünüş, aynı davranış. Önlerine zaman geçtikçe bazı seçenekler sunuluyor. Netice oy birliği, defaatle tekrar eden tercih anları ve defaatle tekrar eden oy birliği. İşte bir noktada ortaya çıkan ve "hayır" diyen yürekli insan, seni selamlıyorum. Binlerce, on binlerce, yüz binlerce oya karşı tek bir oy ve ilk başkaldırı, ilk farklı seçim, ilk sınırlandırma. Kümenin içinde yeni bir küme teşekkül etti, diğerlerinden ayrılarak kendini sınırlandırdı ve bir indivüdü, bir birey oldu. En nihayetinde en büyük sanat kendini sınırlandırmak, izole etmektir. Yine kendisidir bireyi kurtaracak olan. Çevrenin etkisini engellemeli bazen, engellemeli ki tözümüze bakabilelim, kendimizi anlayabilelim. Ancak bu suretle tutarlı bir şahsiyet bina edilebilir, ancak bu suretle öz saygı, izzetinefis teşekkül edebilir. İstikamet ise onurlu, verimli, üretken ve pek tabii içtimaen uyumlu bir yaşam sürmekti...

Biz Işığı Azalmışlarız

Gözlerden okunan o yaşama arzusunun, o parıltının, o ışıltının kısaca içimizde yanan yaşam fenerinin yakıtı ne? Varlığın teşekkülünü ve idamesini sağlayan, tıpkı evreni yok olmaktan kurtaran zıt kuvvetler gibi, bir yıldızı içine gaddarca çeken kütle çekim kuvvetine inat yıldızı fokur fokur kaynatan termonükleer reaksiyonlar misali yok oluşa direnç gösteren güç ne? Ne de komplike konuştun ulan dediğinizi duyar gibiyim yine de değiştirmeye yeltenmeyeceğim aziz okurlar. Size her ne kadar aziz diyebilsem de-ki sanırım bunu sadece dilime pelesenk olduğu için söylüyorum-okurlarım diyemediğim için üzgün olmayı isterdim ama takdir edersiniz ki umrumda bile değil. (Bu sizinle ilgili değil aidiyet ile aramdaki ufak bir sorun siz üzerinize alınmayınız.) Geçen gecelerde melankolik birkaç şarkı eşliğinde yapmış olduğum uzun bir huzur yürüyüşü sırasında üzerine düşündüğüm bir konu bu. Bize ne ulan bu detaylardan istersen tuvalette düşün denilebilir evet yine hak vereceğiniz üzere insan paylaştığı...

Sevgisizlik mi nefret?

Sevgisizlik nefret midir? Heyecan duymamak ölüm mü? Yoksa taşlaşmış kalbi midir İnsanın dünyaya baş kaldıran? Bu baş ağrıları havalardan mı? Sancıların haykırışları mı çınlıyor kulağımda? Yoksa sen mi kararttın bu dipsiz evreni? Sen mi kapattın dünyayı birkaç boyut arasına?