Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hakikatin Tezahürü

Saadetin değeri, melankoli çukuruna düşmeden anlaşılmaz. Ne tamamen mutlu, ne de tamamen mutsuz geçer birbirini kovalayan takvim yaprakları. Günler birbirini tutmayacak, hissiyat baki kalmayacak ki her biri münferiden bireyin takdirine mazhar olsun. Belki de bundan mütevellit, biraz da istemsiz, muntazaman ölüp ölüp dirilmekle lanetliyiz.

Yere düşmeden, tozu toprağı yemeden, hırpalanmadan yaşam sürülmez. Hayatı hakiki ve ciddi kılan tekerrür ve azaptır. Hakikatin soğuk sureti yüze çarpıldığı, attığı tokat misliyle hissedildiği vakit insan yaşadığını anlar. Rüya ile bağdaştırılan mutluluksa, hayatla bağdaştırılan da kuşkusuz üzüntüdür.

Ne tatlı şeydir melankoli... Dipsiz bir kuyuya düşer gibi; dakikalarca, saatlerce alçalma, yekpare hissedilen çarpan hava kütlesine bağlı bedenen ve ruhen küçülme, sonu gelmeyen azap... İçsel muhasebeler, mülâhazalar ve mütâlaalar; öze dönüş ve hakikatin kavranışı... Bunların bütününü ihtiva eden bu kutsal hisse nasıl olur da çemkirebilir insan?

Müteaki…

İçten Gelen Çığlık

Dile kolay yirmi sene.

İçinde tebessümü, saadeti, melankolisi, küfrü eksik olmamış. Muntazaman arz-ı endam eden engeller yoğun çaba ve emekle bir bir aşılmış, durmaksızın yola devam edilmiş. İrili ufaklı başarısızlıklar daha büyük başarılarla telafi edilmiş, unutturulmuş. Bozulan haletiruhiye mütemadiyen müspet istikamete yöneltilmiş, üzüntüler gölgede bırakılmış. 
Dile kolay yirmi sene.

Ne istedik de başaramadık? Ne istedik de olmadı?

Çok iyi kalpli, güzel insanlarla münasebet kurduk. Yeri geldi birlikte, yeri geldi yalnız hayattan haz bulduk. Neşemiz eksik olmadı, küçük tatlı hadiseler saadetimizi baki kıldı. Her konuda kendimizi geliştirmeye çabaladık, çok fazla sayıda hatadan ve aptallıktan ders çıkardık.

Hiçbir zaman kaldıramayacağımız sıkıntılarımız olmadı, hiçbir zaman kapasitemizin üzerinde çalışmadık, hiçbir zaman elimiz sıcak sudan soğuk suya konmadı.

En iyi koşullarda yaşadık. Bir gün bile aç yatmadık. Her türlü nimetten yararlandık, doyasıya zevk aldık. Rahatımızdan ödün …

Tecrübeyle Sabit

Hiç kimse azınlıkta olmak istemez. Kendisiyle aynı fikirde olan, aynı şeylerden zevk alan, aynı felsefeye sahip olan insanlarla münasebet kurmak, insanın kuşkusuz temel gayelerindendir.
Mesele, bu gayeye ulaşılamadığında başlar.

Kimileri vardır, azınlıkta kalmış fikirlere sahiptir. Topluma dahil olma başarısını gösterebilir belki, lakin farkındadır ki nihai haz orada değildir.
Günlük hayatı bu toplumun içerisinde geçer, lakin hiçbir zaman tam bir parçası olamaz.
Muhabbetlerinde anlık tebessümler bulur belki, lakin kalıcı bir etki bırakmaz.
Tözünü havai hazlarla tatmin eder, lakin günün sonunda bu tatminin gelip geçici olduğunun ayırdına varır.

Yalnızlık kanıksanmıştır artık, buna rağmen yüksek öz saygı, büyük önem atfettiği şahsi tercihlerinde bir değişime izin vermez. Asimile olmak tabiatında yoktur, kendini kaybetmektense yalnızlığı tercih eder.
Yalnızlıkta hakiki saadeti bulur.

Mamafih bu da bir yanılsamadır.

Yan etkilerden olan narsisizmin karartmasına rağmen bir hakikat eninde s…

Pasif-Agresif Çay

Bir köşede oturmak ve pasif-agresif davranışlarda bulunmak...
Çayını ne şekilde yudumladığıdır insanı arif yapan, tevazu ile durup karşısında bardağın ben sana muhtacım diyebilmesidir. İşte ruhları dinginler, böylesine latif kimselerdir. Çay gibi bir bütündürler ve sessizce dururlar dünyaya karşı dimdik. Ne pervasızlardır taş değildir kalpleri ne de fokurdarlar arsız su gibi. Sükut ediş ruh dinginliğinin bir sonucu olmalı. Zira kargaşanın olduğu yerde gürültü eksik olmaz. Öte yandan kargaşasız bir devrim, sessiz bir muhalefet olabilir mi? Susmak gerçekten bir eylem olabilir mi  kabul etmek ile susmak arasında bir özdeşlik varken? Susarak kimilerini yok mu sayar insan yoksa susmak yok olmak mıdır? Edebi ile insan, sükut ile nasıl dur diyebilir bu kahpeliğe? Gece uykularını kaçıran eylem planlarını kurgulamaktan öte geçemediğinde nasıl ruh dinginliğine erişebilir? Burada insanı içine çeken aktif muhalif akım, yanlışlıklar silsilesi ile savaşın tek yolu gibi gözükürken insan nasıl koruy…