Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yolun Başı

"Kuşkusuz, sayısız kez hata yaptım, reddedemem, ama söyle bana, hiç mi affettiremedim kendimi?"
Çehresini tüm vahşiliği ile çevreleyen tebessüm bin söze bedeldi.
"Hayır."
"Eskittiğim yıllar, karıştırdığım sayfalar, bitirdiğim mürekkepler?"
"Hayır."
"Mutlu kıldığım insanlar, dinlediğim pek çok dert, verdiğim bir avuç cesaret?"
"Hayır."
"Dilimin ucuna gelmesine rağmen sarf etmediğim küfürler?"
Kahkahayı bastı. "Lütufta bulunmuş efendimiz!"
Artık sabrım taşmıştı.
"Namussuzların en namussuzu, cehennemin dibinden de alçak olan alçak, nankörlerin biricik kıdemlisi, söyle, nasıl affettirebilirim kendimi?"
"Affedilmeyeceksin."
Dürüstlüğü takdire şayandı.
Yazık. Çok yazık.
Hâlbuki yolun başındaydım.
Güz yağmurunun ıslattığı, ışıl ışıl hayat kokan zeytin ağaçlarının eşlik ettiği bu basit yokuşun daha gidilecek çok mesafesi vardı.
Yazık. Çok yazık.
Hâlbuki
    daha
        yolun
            başındayd…
En son yayınlar

Uzanamamak

Uzanmak
Uzak dağlara
Uzanamamak

Ulaşamıyor eller vecdettiğine
Aydınlıktan yoksun dehlizler
Tahakkümden doğan meclubiyeti
Alıkoyuyor kaygı resmetmekten

Delememek ihata eden
Aşamamak önüme çizilen
Yıkamamak karşıma dikilen
Mücerret müstahkemleri

Mevcudiyetin idamesi buna mı
Kalıplara sıkışmaya mı tabi
Saadetin mevcudiyeti buna mı
Kalıpları kırmaya mı tabi

Filvaki netice zahir
Zincirler sebat etmeli
Ama kalmamalı bununla sınırlı
Müteessir kılmalı benliği
Heyhat
Uzanmak
Uzak dağlara
Uzanamamak

Görsel: Felsenriff am Meeresstrand, Caspar David Friedrich

Boş Oda

Boş oda ve sesler
Bomboş...
Boş bardakta yıllanmış kahve tortusu
Sessiz bir cızırtı fonda
80'lerden kalma bir radyo
Kusursuz bir armoni geliyor kulağa
Ecnebi bir kondüktörün elinden
Ve yağmur
Ritmik şakırtısı
Üzerine birkaç nota
Hançerliyor sanki
Uzatıp kanlı elini meçhul
Sesler ve boş oda
























Suda Eriyen Anlam Kırıntıları

Suda eriyen anlam kırıntıları
Bir armoni dalga ve fısıltısı
Limanda çürüyen bir gemi
Paslı ruh bedenin esiri

O halde çevir şu kırık dümeni
Kes şu pörsüyen halatları
Yelken açmalıyım sonsuzluğa
Erimeden anlam kırıntıları

Çocukça bir koşturmacaymış
Hayat hiç teslim oldun mu?
Yalnızlık münferit bir kandırmaca
Halvet hayrını göreniniz oldu mu?

Ceza

Derin bir nefes verdi. Epeyli geçmişti zaman. Yavaşça kendini sandalyesine bıraktı. Yelek cebinden karanfil kutusunu çıkardı, içinden aldığı bir tanesini usulca dişlerinin arasına yerleştirdi. Münhasır keskin tadı almaya başladı, yüzü tebessüm etti. "Rezil olduğun aşikârdı da, bu kadar alçalacağına ihtimal vermezdim."

Yarım saat önce terk edilmiş bir adamdan beklenmeyecek durgunlukta kurulmuştu bu cümle. Kendisi de bu duruma şaşırmış olacak ki, yüzünü buruşturdu ve istemsizce yumruğunu masaya indirdi. Gururu incinmişti. Her şeye katlanabilirdi, ama onurunun zedelenmesine katlanamazdı.

Zihnini ihata eden iptidai, hayvani hissiyatla isabetli karar veremeyeceğinin farkındaydı. Karanfili ısırdı. Yayılan aroma dimağını teskin ediyordu. Plaklarını karıştırdı. Schubert'in Fa minör Fantasie'sini yerleştirdi, odaya yayılan ulviyetle memnun şekilde geri sandalyesine oturdu.

Ceza ölerek değil, yaşanarak çekilmeliydi.

Tam bu anda. Evet, tam bu anda onun varlığı silinmişti. İnti…

Günlük Mülahaza

Ne ile başlayacağımı bilemedim açıkçası. Uzun zamandır yazamamanın verdiği mahcubiyet ve teessürü mü konuşmalı, kara bir bulut gibi üstüme çöken ve arkası kesilmeyen sınavlardan mı bahis açmalı, gönül işlerinden mi dem vurmalı, yoksa didaktik bir şeyler mi karalamalı? Görüyorsunuz, yazacak çok şey varmış aslında. Peki niye yazmadım geçen bir aydan uzun sürede? Bir türlü o anı yakalayamadım sanırım azizim; onun hak ettiği süreyi ya dost meclislerine, ya pek sevgili animelere, ya da aklımı çelen bilgisayar oyunlarına kaptırdım. Pişmanlığımı gizleyemeyeceğim. Eski yazılarımı okumayı seviyorum, o anki hâletiruhiyem, fikriyatım üzerine bir kesit sunması, bunların kayda geçirilmiş olması bana ayrı bir haz veriyor. Yazmamın esas nedenlerinden biri telakki ediyorum, pastanın diğer büyük payı ise bizzat yazmanın verdiği hazza ait. Bu kadar önem atfettiğim, şahsımı bahtiyar kılan uğraşa gereken değeri vermemiş olmam, bu hakikatle şimdi yüzleşmem müteessir kıldı bendenizi hakikaten. Yazmalı muh…

Kara Kuş

kaçırmamalı yeniden kara kuşları penceremden

çekiyor derinlere zincirler
bir kez daha benliğimi
diriliyor hisler derinlerden
kırmak üzere zincirlerimi

nereden geldi bu umut?
eski heyecanı yeşerten kim?
hokkayı kalemi getirtip
önüme nizami yerleştiren kim?

önündeyim yine ulvi kapının
ne elimde anahtar var
ne de kapıyı çalacak cesaret
ne diye buradayım ben
açamayacaksam kapıyı ben

geliyorum son merhaleye
son dönüştür bu dönüş
son vermeli şu sabitliğe
bu tahakküm ve tahassüre

velhasıl uslanmalı artık
dikilmeli tek beden
bu sefer kaçırmamalı
kara kuşları penceremden