Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hisar

İnsanlar her fırsatta günlük yaşantılarından duydukları memnuniyetsizlikten bahis açar, buna mukabil içten içe her türlü değişime cephe alırlar. Rahata alışkın varlıklarız, iniş çıkıştan ziyade denge hâlini arzuluyoruz. Zaman zaman sıkılsak da, konfor alanımızın çizdiği sınırdan bunalsak da bunların muhassalası duvarları yıkmaya, dengeyi bozmaya yeterli değil. Netice? Risk almıyoruz. Büyük başarıların çizgiden saparak alınan radikal kararlar ile kazanıldığını biliyoruz, önümüzde yaşamımıza büyük esenlik ve saadet bahşedecek potansiyelde kazanımlar var, içimiz içimizi yiyor ama o riski almıyoruz. O riskin alınmasını salık verecek değilim. Ama benim ne yapıp ne yapmadığımdan bağımsız olarak, o risk, o radikal değişim, o potansiyel kazanım orada, karşımızda. Hayran olmaktan kendimi alamıyorum. Ne ulvidir benliği çepeçevre ihata eden kudretli hisar, ne uludur değişime geçit vermeyen burçlar. Kuşkusuz, surlarında büyük bir kaosu tutuyor. Hayıflanmamalı. Teşekkür etmeli. Görsel:...

Köstek

Şaka gibiydi. Kötü bir şaka. İstemsizce bir kahkaha savurdum. İdrak etme niyetinde değildim; tüm varlığımla reddetmek, ihtimal vermemek, "Yok yahu, olur mu öyle şey?" demek için çırpınıyordum sağduyuya karşı. Beyhude. Aklıselimin galibiyeti aşikârdı. Yüzüme kuvvetli bir yumruk yemiş, yere serilmiş, küçük düşürülmüş, mağlup olmuştum. Mücadele verip de bozguna uğramak gurur kırıcıydı. Nispeten yolunda giden tek saha da alaşağı edilmişti. Güvendiğim, arkasında durduğum esaslara karşı sembolik bir zafer. Daha da fazla yıkılamazdı Sezar, ama yıkmışlardı işte. Sen de mi Brutus, Casca, Cassius, Decimus? Nisanda göklerde uçarken mayısta vurulmuştum. Çıkarılması gereken dersler, tespit edilmesi gereken hatalar var kuşkusuz, aynı zamanda devam edilmesi gereken bir mücadele, terakkiye muhtaç bir yaşam. Hayat bu işte.

Müspet bir adım

Kafamdaki kurtları ayıkladım bugün Eski püskü bir sergi üzerinde kuruttum  Beklettim kanatlanıncaya dek  Nihayet kanatlarını takıp havalandılar Uçtular gecenin karanlığına Karınlarında onca kirli anıyla Keder dolmuş kursaklarına Her kanat çırpışlarında Zehir içmiş çilekeş kurtlar  Şahit olup dünya kargaşasına  Şiştikçe şiştiler boyunca Sonra aniden infilak ettiler  Yağmur oldular ziftten damlalarla Deldiler göğü kulakta ince bir çığlık Kara bir haberi haykırırcasına Küçük damlalar balyoz olup İndiler pembe tozdan başlara        

Yolun Başı

"Kuşkusuz, sayısız kez hata yaptım, reddedemem, ama söyle bana, hiç mi affettiremedim kendimi?" Çehresini tüm vahşiliği ile çevreleyen tebessüm bin söze bedeldi. "Hayır." "Eskittiğim yıllar, karıştırdığım sayfalar, bitirdiğim mürekkepler?" "Hayır." "Mutlu kıldığım insanlar, dinlediğim pek çok dert, verdiğim bir avuç cesaret?" "Hayır." "Dilimin ucuna gelmesine rağmen sarf etmediğim küfürler?" Kahkahayı bastı. "Lütufta bulunmuş efendimiz!" Artık sabrım taşmıştı. "Namussuzların en namussuzu, cehennemin dibinden de alçak olan alçak, nankörlerin biricik kıdemlisi, söyle, nasıl affettirebilirim kendimi?" "Affedilmeyeceksin." Dürüstlüğü takdire şayandı. Yazık. Çok yazık. Hâlbuki yolun başındaydım. Güz yağmurunun ıslattığı, ışıl ışıl hayat kokan zeytin ağaçlarının eşlik ettiği bu basit yokuşun daha gidilecek çok mesafesi vardı. Yazık. Çok yazık. Hâlbuki     daha         yo...

Uzanamamak

Uzanmak Uzak dağlara Uzanamamak Ulaşamıyor eller vecdettiğine Aydınlıktan yoksun dehlizler Tahakkümden doğan meclubiyeti Alıkoyuyor kaygı resmetmekten Delememek ihata eden Aşamamak önüme çizilen Yıkamamak karşıma dikilen Mücerret müstahkemleri Mevcudiyetin idamesi buna mı Kalıplara sıkışmaya mı tabi Saadetin mevcudiyeti buna mı Kalıpları kırmaya mı tabi Filvaki netice zahir Zincirler sebat etmeli Ama kalmamalı bununla sınırlı Müteessir kılmalı benliği Heyhat Uzanmak Uzak dağlara Uzanamamak Görsel: Felsenriff am Meeresstrand, Caspar David Friedrich

Boş Oda

Boş oda ve sesler Bomboş... Boş bardakta yıllanmış kahve tortusu Sessiz bir cızırtı fonda 80'lerden kalma bir radyo Kusursuz bir armoni geliyor kulağa Ecnebi bir kondüktörün elinden Ve yağmur Ritmik şakırtısı Üzerine birkaç nota Hançerliyor sanki Uzatıp kanlı elini meçhul Sesler ve boş oda

Suda Eriyen Anlam Kırıntıları

Suda eriyen anlam kırıntıları Bir armoni dalga ve fısıltısı Limanda çürüyen bir gemi Paslı ruh bedenin esiri O halde çevir şu kırık dümeni Kes şu pörsüyen halatları Yelken açmalıyım sonsuzluğa Erimeden anlam kırıntıları Çocukça bir koşturmacaymış Hayat hiç teslim oldun mu? Yalnızlık münferit bir kandırmaca Ha lvet hayrını göreniniz oldu mu?