Ne ile başlayacağımı bilemedim açıkçası. Uzun zamandır yazamamanın verdiği mahcubiyet ve teessürü mü konuşmalı, kara bir bulut gibi üstüme çöken ve arkası kesilmeyen sınavlardan mı bahis açmalı, gönül işlerinden mi dem vurmalı, yoksa didaktik bir şeyler mi karalamalı? Görüyorsunuz, yazacak çok şey varmış aslında. Peki niye yazmadım geçen bir aydan uzun sürede? Bir türlü o anı yakalayamadım sanırım azizim; onun hak ettiği süreyi ya dost meclislerine, ya pek sevgili animelere, ya da aklımı çelen bilgisayar oyunlarına kaptırdım. Pişmanlığımı gizleyemeyeceğim. Eski yazılarımı okumayı seviyorum, o anki hâletiruhiyem, fikriyatım üzerine bir kesit sunması, bunların kayda geçirilmiş olması bana ayrı bir haz veriyor. Yazmamın esas nedenlerinden biri telakki ediyorum, pastanın diğer büyük payı ise bizzat yazmanın verdiği hazza ait. Bu kadar önem atfettiğim, şahsımı bahtiyar kılan uğraşa gereken değeri vermemiş olmam, bu hakikatle şimdi yüzleşmem müteessir kıldı bendenizi hakikaten. Yazmalı muhterem okuyucu, mütemadiyen kanatlanıp arşa yükselen minik fikirleri havada yakalayıp usulca kâğıda geçirmeli, ölümsüzleştirmeli. Daha çok yazmaya gayret edeceğim artık, akdim olsun vesselam.
Barika-i hakikat, müsademe-i efkârdan doğar. Namık Kemal'in bu veciz sözü, mutlak doğruya ulaşmayı amaç edinmiş felsefenin yöntemini teşkil eder. Mesele bir fikrin onaylatılması değil; farklı fikirleri dinlemek ve bu fikirlerin doğru kısımlarını tözümüze kazandırmaktır. Ancak bu suretle mutlak doğruya olabildiğince yaklaşabilir, bu şekilde tatmin olabiliriz. Yalnızlık ne kadar süblime edilirse de hakkı teslim edilemez belki; lakin çevreyle münasebetin, müşahede eyleminin ve en önemli meziyetlerimizden birisi olan konuşmanın da ayrı önemi vardır. Unutmayalım ki yüzyıllar geçmesine rağmen iptidai niteliklerimiz hâlâ yerli yerinde, bunlardan en önde geleni olan aidiyet doyurulması gereken en büyük ihtiyaçlardan birisi. Türdeşleriyle iletişim kurmaktan yoksun beşer hayattan kademe kademe kopar, işte o zaman yalnızlık marazi mahiyet alır, tefekkür yerinde sayar, dogmatik hâle gelir ve faydadan çok zarar getirir. Önümüze çıkan yeni mesele: Doğru kişilerle münasebet kurma. Müşahe...

Yorumlar
Yorum Gönder